Vajinismus çoğu zaman yalnızca fiziksel bir problem gibi değerlendirilse de aslında beden, zihin ve duyguların birlikte etkilediği çok boyutlu bir süreçtir. Kişi ilişkiyi istemesine rağmen yoğun kaygı, korku veya istemsiz kasılmalar nedeniyle cinsel birleşme gerçekleşmeyebilir. Bu durum zamanla yalnızca cinsel yaşamı değil; kişinin özgüvenini, beden algısını ve ilişkisini de etkileyebilir.
Vajinismus yaşayan birçok kadın süreci “İstiyorum ama bedenim izin vermiyor” şeklinde tarif eder. Bu noktada yaşanan durum çoğu zaman kişinin kontrol etmeye çalıştığı bilinçli bir tepki değildir. Bedenin tehdit algısına karşı verdiği otomatik bir korunma yanıtı olarak değerlendirilebilir.
Araştırmalar, vajinismus sürecinde kaygının önemli bir rol oynayabileceğini göstermektedir. Özellikle ağrı beklentisi, kontrolü kaybetme korkusu ve olumsuz cinsel inanışlar kişinin bedeninde savunma tepkilerini artırabilmektedir (Reissing et al., 2004). Zihin olası bir tehdit algıladığında beden de kendini korumaya almaya çalışabilir. Vajinismusta görülen istemsiz kasılmaların bir kısmı da bu savunma mekanizmasıyla ilişkilendirilmektedir.
Bazı kişilerde çocukluk döneminden itibaren cinselliğin korkutucu, ayıp, yasak ya da acı verici bir durum olarak öğrenilmesi kaygıyı besleyebilir. İlk geceye dair korkutucu anlatımlar, çevreden duyulan olumsuz deneyimler veya “çok acıyacak” düşüncesi zamanla zihinde yoğun bir tehdit algısı oluşturabilir. Özellikle kaçınma davranışlarının arttığı durumlarda kaygı döngüsü daha da güçlenebilir.
Bunun yanında performans kaygısı, yüksek kontrol ihtiyacı, beden algısıyla ilgili hassasiyetler, geçmiş travmatik yaşantılar veya ilişkisel problemler de süreci etkileyebilmektedir. Bazı kişiler partnerini hayal kırıklığına uğratmaktan korkarken, bazı kişilerde yakınlaşmanın kendisi yoğun bir kaygı yaratabilir. Her başarısız deneme sonrasında kişi kendisini daha yetersiz hissedebilir ve bu durum zamanla bir baskı döngüsüne dönüşebilir.
Vajinismus yalnızca bireysel değil, ilişkisel bir süreçtir. Çiftler zamanla cinsellik konuşmalarından kaçınabilir, baskı ve suçluluk hissi artabilir ya da duygusal uzaklaşmalar yaşanabilir. Bu nedenle terapi sürecinde yalnızca fiziksel belirtilere değil; kişinin duygu düzenleme biçimine, düşünce kalıplarına ve ilişki dinamiklerine de odaklanmak önemlidir.
Bilimsel çalışmalar, psikoterapi sürecinin vajinismus tedavisinde etkili olabileceğini göstermektedir. Özellikle bilişsel davranışçı terapi temelli yaklaşımlar, kaygı döngüsünü anlamaya ve kişinin bedenine yönelik güven hissini yeniden geliştirmesine yardımcı olabilmektedir (ter Kuile et al., 2009). Süreç kişiye özel ilerler ve yalnızca “kasılmayı ortadan kaldırmaya” değil; kişinin bedenini daha güvenli algılayabilmesine de odaklanır.
Kaynakça
- Reissing, E. D., Binik, Y. M., Khalifé, S., Cohen, D., & Amsel, R. (2004). Vaginal spasm, pain, and behavior: An empirical investigation of the diagnosis of vaginismus. Archives of Sexual Behavior.
- ter Kuile, M. M., Melles, R., de Groot, H. E., Tuijnman-Raasveld, C. C., van Lankveld, J. J., & Zandbergen, M. (2009). Therapist-aided exposure for women with lifelong vaginismus: A replicated single-case design. Journal of Consulting and Clinical Psychology.
- American Psychiatric Association. (2013). Diagnostic and Statistical Manual of Mental Disorders (DSM-5).